ÇOK ACI KAYBIMIZ….YÜREĞİMİZ YANDI

Plain-Black-Wallpaper

 

Vefat:
Köyümüz halkından Yücel Erbek abimizin büyük oğlu
ani bir rahatsızlık sonucu vefat etmiştir.Arda evladımıza Allah (cc.) dan rahmet
Başta Arda kardeşimin eşine,Yücel abime,eşine,kardeşi Atakana,dedesi
Hayri dayıma,babaannesi Hediye ablama amcası Tamere,halaları seviye ablama ve Melek kadeşime tüm sevenlerine sabırlar dilerim.Rabbim rahmet eylesin.

VEFAT

10155462_10152331661020982_5025898252717901295_n

vefat:
Köyümüz halkından “izzet özgün,
lakabıyla “gara izet” abimiz vefat etmistir.
İzzet abimize Allah (cc.)dan rahmet;
esi zeliha yengeye,oğulları süleyman,tolga’ya kızları
nurtop,canser,canseri,nesrine ve tüm sevenlerine
sabırlar dilerim.Allah rahmet eylesin.

İTALYA’DA BİR TÜRK KÖYÜ

4 3 5 

İtalya’nın Moena Köyü’ne sığınan bir Yeniçeri oraya yerleşip, bir de kahraman olunca köyün adı ‘La Turchia’ diye anılmaya başlamış. Moenalıların en büyük isteği ise mehter takımını görmek.İtalya’daki Türk köyünden davet var.İtalya’nın Manzori Dağları’nın eteğindeki ‘La Turchia’ adıyla da bilinen Moena Köyü, 323 yıldır hoşgörü örneği sergiliyor. Türkçe bilmeyen ama kendilerini Türk olarak tanıtan Moenalılar, Türkler’i bekliyor.

Bu şaşırtıcı öykü tam 323 yıl önce başlar. 2. Viyana kuşatması sonrası bir Osmanlı askeri, İtalya’da küçük bir kasabaya sığınır. Ölmek üzere olan bu Yeniçeri askeri, köylüler tarafından tedavi edilir. İyileşince de köyden bir kızla evlenir. Kasaba halkının ‘Il Turco’ adını verdiği asker, o dönem dükalığın halktan istediği haksız vergilere karşı köyü ayaklandırır ve korur. Kendini ve Türk adetlerini bu yörenin insanlarına öyle sevdirir ki ölümünden sonra bile bu Türk gelenekleri yaşatılır.

323 YILLIK EFSANE

Yaz aylarında nüfusu 2 bin 600, kışın ise 14 bine çıkan İtalya’da Manzori Dağları’nın eteğindeki Moena Köyü, 323 yıldır hoşgörünün en güzel örneğini sergiliyor. Halk arasında kahraman ilan edilen Yeniçeri askerinin büstünün de bulunduğu Moena’ya halk ‘La Turchia’ adını verir. Bir Türk’e inanan ve asırlardır bunu koruyabilen Moenalılar, “Moena’daki bizim Türkiyemizde doğduk,” diyorlar, ama tek kelime bile Türkçe bilmiyorlar. Hiçbiri Türkiye’ye gelmemiş. Sokaklarında İtalyan değil, Türk bayrakları dalgalanıyor. Kitaplardan ve televizyonlardan gördükleri kadar Türkiye’yi takip etmeye çalışıyorlar. Kahraman olarak gördükleri yeniçeri anısına her yıl ağustos ayının ilk haftası düzenlenen ‘Moena Türk Festivali’nde belediye başkanı dahil herkes Türk gibi giyiniyor, yeniçeri kıyafetli askerler ortalıkta dolaşıyor. Festivalde, topluluğun en yaşlısı ‘Sultan’ oluyor ve ‘Il Turco’yu temsil ediyor. Yeniçeri askerinin büstünün de bulunduğu meydanda festival iki gün sürüyor.

 

          BAŞLIK PARASI İSTİYORLARMoenalılar, Türk örf ve adetlerini öyle benimsemiş ki kız istemeye giden aile başlık parası bile veriyor. Bunun adına da‘töre’ diyorlar. Köyden dışarıya gelin giderken ‘Alabastia’ adlı bir tören düzenleniyor. Bu törende, gelinin dışarıya çıkabilmesi için sultanların izni gerekiyor. İzin toplantısı kız köyden çıkarken yapılıyor. Köyün büyükleri sultan, geri kalanlar ise bir Türk gibi giyiniyor. 323 yıldır etkisinde kaldıkları bir Türk’ün kendilerinde bıraktığı etkileri evlerinde bile görmenin mümkün olduğunu söyleyen Moena Belediye Başkanı Riccardo Franceschetti, “Il Turco’ya dayanan geçmişimize ilişkin kesin bir şey söyleyemeyiz, çünkü bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma yok. Dedelerimizin babalarımıza anlattığı Il Turco efsanesini bizler de çocuklarımıza inançla aktarıyoruz. Bu festival bizim için çok önemlidir, Türkler gelip buradaki küçük Türkiye’yi görmeli. Kabul etmeliyiz ki aramızda çok güçlü bir bağ var. Bu festivalle bu bağı güçlendirmek istiyoruz. Böylece birbirimizi daha çok ziyaret edebiliriz, bu festival aramızda yeni bağlar kurabilir. Bu tür birlikteliklerle kültürel etkileşime gidebilir, tecrübe değişimi yapabiliriz. Bu platform üzerinde adet ve örflerimizde senteze ulaşabiliriz,” diyor.
          Yüzyıllardır süregelen adetler gereği Ağustos ayının ilk haftasında geleneksel olarak yapılan festivallerde bütün köy Türk bayrakları ve Osmanlı resimleri ile süsleniyor.

060220150953018783130_2

Zaman gazetesi yazarı Mümtaz’er Türköne yaşanan sürecin sonucunda en çok zararı görecekleri ve ülke olarak nasıl bir enkaz bırakacağımızı yazdı.

Türkiye’nin gittikçe içine doğru çekildiği hukuksuzluk anaforunun sonunda ne olduğu ve bu sürecin nasıl biteceği herkesin aklındaki en önemli soru. Gazeteci yazar Mümtaz’er Türköne konuyla ilgili ‘Yolun sonu görünüyor’ başlkılı  bir yazı kaleme aldı.

İşte Türköne’nin o yazısı:

“Erdoğan ve şerikleri yargılanırken neler hissedeceksiniz? Gazetelerde, televizyonlarda boy boy Erdoğan ve onun yanında suça bulaşmış “dönemin” iktidar sahiplerinin yargılanma haberleri yer alırken, öbür tarafta daha hayatî bir gündemimiz olacak.

Benim gözümde canlanan manzara şöyle: Enkazın altından kundakçıyı çıkartıp yara bere içinde adalete teslim ederken, bizim gözümüz perişan haldeki enkazın yürek parçalayan görüntüsünde olacak. Koskoca devletin enkazı bu! Tahribat çok büyük iken, suçluların cezasız kalması mümkün mü?

Akıl var mantık var. Bank Asya ‘nın ortaklık yapısı operasyona gerekçe gösteriliyor. Banka şubelerinde para yatırmak için uzayan kuyruklardan daha şeffaf daha ikna edici bir ortaklık yapısını, daha ötesi sahiplenmeyi bugün Türkiye’de hangi banka gösterebilir?

Asıl hikâyemiz daha acıklı. En az üç neslin, yıllarca göz nuru ve büyük fedakârlıklarla biriktirdiği ahlakî sermaye heder ediliyor. Bu toplum nesiller boyu iktidarın uzağında tutuldu. Batılı-laik seçkinlerimiz halkın dinini, dindarlığını bahane ederek devlet yönetmeyi kendi imtiyazları olarak gördü. Halk cahildi, gericiydi, hurafelere batmıştı. Çare yeni nesilleri bu sonradan görme seçkinlere karşı eğitip-donatıp onların karşısına dikmekti. Başını hep bu devlet tekeline toslayan halk, bütün enerjisini ve kıt kaynaklarını yeni nesilleri en iyi şekilde yetiştirmek üzere seferber etti. AK Parti’yi iktidara getiren sosyal dinamikler, 60’lı ve 70’li yılların yokluk ve imkansızlıkları içinde başlatılan bu çabaların ürünüdür. Bugün AK Partili seçkinlerin kursağından onların kaynattığı bir çorba mutlaka geçmiştir. Bugünün mağrurları dünün ezilmişleriydi. Toplum onlardan çok şey bekledi ve imkân ortaya çıkınca sonuna kadar destekledi. Bugün hepimiz derin bir hayal kırıklığı ve öfke hissediyoruz. Bir çıkar şebekesine, dönüşmüş ve kurduğu çıkar ilişkileri ile ayakta duran bir iktidar eline ilk fırsat geçtiğinde kendisini iktidara taşıyanlara sopa atmaya girişti. 20 yıl öncesinin Erdoğan’ı Bank Asya kuyruklarında sıra bekleyecek biriydi, bugün kendisine en zor günlerinde önüne bir tas sıcak çorba koyanların ocağını söndürmeye çalışıyor.

Halbuki toplumun derinlerinden devletin zirvesine uzanan bu zorlu macera kalıcı bir zafere dönüşebilir ve halkla devlet arasındaki ilişkiyi tersine çevirebilirdi. Üç neslin emeği, göz nuru tek kişinin diktatörlük hevesi için tüketildi. Erdoğan ve şerikleri yakın bir zamanda yargılanacak; ancak bu harcanan fırsat kimbilir kaç nesil sonra bu ülkeye tekrar nasip olabilecek? Üç neslin avuçlarında ateşten bir kor gibi taşıdığı ahlâkî çağrı kül olup sarayın bahçesindeki toprağa karıştı. Kutsal bildiğimiz şeyler denetimsiz iktidar sevdası uğruna anlamını, amacını kaybetti, yok olup gitti. Değer miydi? Yazık değil mi? Devleti halkın emrine verip, tarihe kalıcı bir iz bırakmak dururken, despot bir mücrim olarak anılmak zavallılık değil de nedir?

“Maarif vakfı” yurtdışındaki okulları devralacakmış. Devlet vakıf kuracak, bu vakıflar okul işletecek ve eğitim verecek. 1990’larda devlet içine bir ur gibi çöreklenmiş kamu vakıflarını tasfiye etmek için az mı emek harcandı? Devlet eliyle vakıf kurmak, birilerine arpalık icat etmek dışında neye yarar? Dünyada hangi ülke bu devlet vakıflarını “sivil toplum” diye öpüp başının üstüne koyar?

Yolun sonuna geldik. Devletin ekonomik iktidarını kullanarak kurulan çıkar düzeni artık işlemiyor. Erdoğan’ın gerçek gücünü borçlu olduğu “Gölge Kamu Ekonomisi” hantallığından hareket edemiyor. Erdoğan’ın gücü dolara yetmiyor, banka hisselerinin borsada düşmesini engelleyemiyor, inşaat sektörüne merhem olamıyor. Bu kadar hukuksuzluğa, keyfiliğe dağ dayanmaz.

Diktatör olmayı beceremeyenler mutlaka şerikleri ile tam kadro yargı önüne çıkarlar. Geleceği kararan, itibarı iki paralık olan, enkaza dönenler suçun suçla kapatılamadığını bir gün gelir elbette öğrenirler. İhtişamlı saraylar, sağa sola dayılanmalar, göstere göstere yapılan hukuksuzluklar, zulümler zavallılığı, çaresizliği örtmek için artar, sadece yolun sonunu haber verirler.”

http://haberler.rotahaber.com/mumtazer-turkone-erdogan-yargilanirken-nasil-hissedeceksiniz_514129.html

 

HADİS…

10801578_999296133419279_771250991843775102_n

Hazreti Ebu Hureyre (radıyallahü anh),

Fahr-i âlem (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz’in

şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Üç kimse vardır ki kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları temizlemez ve onlara rahmet nazarıyla bakmaz. Ayrıca onlara elem verici azap da vardır. Bunlar; zina eden ihtiyar, yalan söyleyen devlet başkanı ve kibirli fakirdir.”

(Sahih-i Müslim)

hani paraları polisler koymuştu !

10955759_1409171429381682_4871872662238869388_n17 ARALIKTA EVLERDE VE İŞ YERLERİNDE ÇIKAN KASALAR VE PARALAR POLİS KOYDU DENDİ…Genel Müdürün Evinde ki para bağıştı İmam hatip okulu yapılacaktı vs vs…DENDİ.. BU DOĞRUYSA O PARALARI NEDEN SAHİPLERİNE GERİ VERİLDİ BU “BİR”…..BASKIN YAPILDIĞINDA HER KES EVİNDEYDİ…POLİS ORALARA O PARALARI, KASALARI VE PARA SAYMA MAKİNALARINI KOYMUŞSA BU ÇOCUKLAR ÖNCEDEN HİÇ GÖRMEDİLER Mİ..? GÖRDÜLERSE NEDEN ÖNCEDEN BİR ALO KADAR YAKIN OLAN EMNİYET YADA BAKAN BABALARINA HABER VERMEDİLER..? BU “İKİ”….KASAYI PARA SAYMA MAKİNASINI POLİS YANLARINDA GETİRDİLER DİYELİM ..ÇOCUKLAR EVDE DEĞİLLER MİYDİ..!EVDE İDİLER PEKİ HİÇ BİR ŞEY GÖRMEDİLER Mİ..? BU MÜMKÜN MÜ..? AMA BU KONUDA HİÇ BİR İFADE YOK… BU “ÜÇ”…YİNE DİYELİM Kİ, ÇIKAN MİLYON DOLARLARI POLİS KOYDU..! POLİS O KADAR PARAYI HANGİ BANKADAN ALABİLİR..? ALMIŞSA BELGESİ ÇIKMAZ MIYDI…? ÇIKARDI…!YOK ÖYLE BİR DURUM…OPERASYON YAPILMASI İÇİN ;İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Mİ O KADAR PARAYI POLİSLERE VERDİ , YADA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ MÜ VERDİ ? O DA YOK…ÖYLEYSE..POLİS PARA MARA KOYMAMIŞ HİÇ BİR YERE..ÖYLE OLSAYDI PARAYI rezaya ,barışa şuna buna vermezlerdi…DİREK EMNİYETE YADA MALİYEYE VERİRLERDİ….ZATEN..NOT: BANKA MÜDÜRÜNÜN PARASINA VALİLİK EL KOYDU GALİBA ÇÜNKÜ MÜDÜR O PARAYA SAHİPLENMEDİ İMAM HATİP YAPILMASI İÇİN BENDE TOPLANDI DEDİ..HATTA RTE BİLE ÖYLE DEMİŞTİ YANILMIYORSAM..